İstiridye ülkemizde pek bilinmeyen ve yenilmeyen bir deniz ürünüdür. Fakat denizlerde, su ürünleri yetiştiriciliğinin Avrupa'da Romalılar zamanında istiridye yetiştiriciliği ile başladığı düşünülmektedir. Eski devirlerde bol miktarda istiridye bulunabileceği ileri sürülerek neden yetiştiriciliğe geçme zorunluluğu duyulduğu akla gelebilir. Bu soruya karşılık iki tarihi cevap vermek mümkündür.
Bunlardan birincisi, yenilebilecek istiridye yetişen birçok bölgede bu canlının yeteri kadar ürememesidir. Öyle ki günümüzde bile çok iyi istiridye yetiştirme ortamına sahip olduğu halde üretimin az olduğu bölgeler vardır. Bu gibi bölgelerde iyi bir şekilde istiridye yetiştiği bilinmesine rağmen devamlı avlama sonucu istiridyelerin azalması ve bu durumu gören insanların başka bölgelerden istiridye yavrusu getirerek büyümesi için buralara bırakmaları, istiridye yetiştiriciliğinin bir başlangıcı olarak kabul edilebilir.
İkincisi ise istiridyenin tüketiminde çeşitli yollar vardır. Bazı ülkelerde ve bölgelerde çiğ olarak, bazı yerlerde ise pişmiş olarak tüketilir. Bazı bölgelerde ise istiridye etini kapağı üzerinden çiğ olarak yeme alışkanlığı vardır. Bu şekildeki bir tüketim için düzgün kabuklu doğal istiridye temini ise denizlerden güç olmaktadır. Bu güçlük amaca uygun istiridye üretmek için yetiştiriciliğin ele alınmasına da etken olmuştur.
Günümüzde, istiridye dünyada en çok yetiştiriciliği yapılan su canlısı durumundadır. Örneğin Pasifik istiridyesi (Ostrea gigas) 2002 yılında dünyadaki 4.1 milyon ton üretim ile başta gelmektedir.
Günümüzde de istiridye için birçok ülkede geniş bir talep vardır. İstiridye etinin bol miktarda çinko içermesi ve bu nedenle afrodizyak etkisinin olduğunun kabul edilmesi tüketim üzerinde önemli etki yapmaktadır. Bazı yerlerde sadece lüks bir gıda olarak ele alınmakla beraber, bazı bölgelerde temel gıda durumundadır. Bu nedenle birçok yerde doğadan yeterli istiridye temin edilemeyince yetiştiriciliği yoluna gidilmiştir. Birçok ülkede görülen kirlenme olayları da doğal stokların azalmasına neden olmuş, bu durum doğal avcılık sektörüne büyük zararlar getirmiştir. Bu durumda yetiştiricilik yöntemlerine ağırlık vermek zorunda kalınmıştır. Hatta bazı bölgelerde kirlenme nedeniyle istiridyelerde önemli bir ölüm olmamış ise de sağlık nedeni ile insan gıdası olarak kullanılmasından kaçınılmıştır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde 1964 yılında bu ülkenin toplam istiridye sahalarının % 12’si kadarlık (400.000 hektar) alanı, istiridye avcılığı ve yetiştiriciliğine kirlenme nedeniyle kapatılmıştır
|